“Ba.. Bayramınız Mübarek Olsun”
Kategori: Beyin Fırtınaları — 29 Eki 2006 ^ 09:39

bayramsekeri.gifBayramda milleti ziyaret etmeyi pek sevmesemde misafirlerin gelmesinden çok hoşlanırım. Kapı zili çaldığında evi bir heyecan sarar, annem koştura koştura son bir kez salona bakar her şey düzgünmü diye, ben de alel acele bayramlıklarımı giyerim (bu olaylar 30 saniye içerinde ceryan eder). Kapıya koşup kan ter içerisinde, güler yüzle açarım kapıyı… Ve film orda kopar! Karşımda benden daha fazla sırıtan bir düzine çocuk görünce tepem atar. 30 saniyede saçımı yapıp üstümü giyip hazırlandığım kişilerin bir düzine velet çıkması var oldugunu du$undugum sevaplarimin küfürle harcamama sebeb olur!

Bu anlattıklarım iki yıl öncesine kadardı artık göz deliğini kullanmayı öğrendim! Çocuklara pijamayla açıyorum kapıyı heyecanla üç gündür üzerinde çalıştıkları cümleyi hep bir ağızdan söyüyorlar;”Ba.. Bayramınız Mübarek Olsun” beklentileri para tabii ama genelde herkes şeker yada çikolata veriyor, oara verenler ise olanlarda 50Ykr’ları beşer beşer bantlayıp her çocuga bir bant para $eklinde taktim etmeyi tercih ediyorlar ama ben ise içten ve güler yüzle “Sizinde bayramınız mübarek olsun” diyip kapıyı kapatmayı tercih ediyorum. Göz deliğinden bakıp gördüğüm yüz ifadeleri bayramın en keyifli ani.

1300 Odalı Versailles Sarayı
Kategori: Ne idiği belirsiz — 14 Eki 2006 ^ 07:33

Paristeki Versailles Sarayının “topu topu” 1300 odası varmış! İhtişamı,büyüklüğü düşünün. Cevahir Alışveriş Merkezini bir günde bitiremezken Sarayda asansör, yürüyen merdivenin falan olmadığınıda düşünürsek bitirilmezmiş gibi geliyor.. Sarayda oturan/kalan kişi sayısını hesaplamaya kalkarsak dudağımızın uçuklaması kaçınılmaz gibi! Minimum 650 oda da bir kişi geri kalan 650 oda da ise ikişer kişi kaldığını düşürsek küçük bir hesapla [(650x1)+(650x2)] toplam 1950 kişinin kalabileceğini bulabiliriz..

Yo,hayır Fransız hayranı falan değilim. Neyse şimdi sarayla ilgili ufak bir detaya değineyim; 1300 odalı ve yaklaşık 2900 kişinin kaldığı sarayda bir tane bile tuvalet bulunmamakta! Böyle bir “masraftan” kaçmalarının iki sebebi olabilir; birincisi yer tasarrufundan ikincisi ise bahçenin bereketli olmasını sağlamak için. Düşünsenize bedava bol bol 2900 kişilik gübre ! (çok mu mide bulandırcı oldu :P )

Yale Üniversitesi 2000 Yılının Mezunlara Yapılan Konuşma
Kategori: Ne idiği belirsiz — 11 Eki 2006 ^ 07:21

Yale Üniversitesinin 2000 Yılı mezun törenine çağrılan dünyanın en zengin ikinci şahsesiyetinin (Lawrence Larry Ellison) konuşması oldukça dikkatemi çekti buyrun;

“Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum. Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Ve şimdi şunu aklınıza koyun:

Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak. Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız. Başaramayacaksınız. Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak gelecek için yüzlerce umut ışığı göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar.

Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey. Ben, Lawrence Larry Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum? Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim: Çünkü ben, Lawrence Larry Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz. Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. Siz değilsiniz. Çünkü Paul Allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. Siz değilsiniz. Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve siz o listede hâlâ yoksunuz.

Hımmm… Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir. O halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin. Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. Önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. Iyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak, bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada: Terapi. Bunlarin hepsi güzel şeyler. Ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. O çalışma alışkanlığına ve ‘terapi’ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu. Ihtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız.

Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o da zaten master sınıfından terk.(2) Biraz geç kalmış anlayacağınız. Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz: “Yapabileceğim bir şey var mı? Bir umudum varmı?” Maalesef hayır. Çok geç kaldınız. İçinize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yaşında değilsiniz. Eveeet, simdi gerçekten çok kızdınız. Bu anlaşılabilir bir şey. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır.

Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik (3) maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek. Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara. Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü söyleyemem: Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden başlayın. Size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdakı kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği”

Benim hedeflerim büyük Lise Sondan terk etcem

Topluca Taşınıyoruz ?!
Kategori: Absürtler — 08 Eki 2006 ^ 20:28

Eğer çocukken bol bol tetris oynadıysanız yani tetris gençliğindenseniz toplu taşıma araçlarında bir adım öndesiniz!! “Ne alaka?” sorunuza cevabımı vereyim; özellikle sabahları tıklım tıklım olan otobüslere en iyi nasıl yerleşebileceğinize dair iyi bir fikriniz vardır! T pozisyonu mu, I(çubuk) pozisyonumu,Cenin(kare) pozisyonu mu hangisi ortama en uygunsa aynı çocukluğunuzdaki tetris gibi o pozisyonda boşluğu doldurabilirsiniz!

Kalabalık otobüslerin bir güzel(!) yanı ise düşme derdinizin olmaması.. Kalabalığın içinde doğru pozisyonu buldunuz mu ellerinizi serbest bırakıp hafif sallantılı yolculuğunuzun tadını çıkara bilirsiniz!!.. Bu arada günlerden sıcak bir gün ise otobüsün kendine has nahoş kokusunun olması kaçınılmazdır.. Bu kokuyu en çok yanınızdaki kişi üstteki demiri tutuyorsa alırsınız!! O güzel/nahoş koku içinde bunalırken camı açtığınızda mutlaka bir tepki ile karşılaşırsınız, nedense her otobüste bir hasta vardır ve camı açtırmanızı onun ölümünü istemenizle eş değer biçimde algılayıp öyle bir tepki gösterir.. Yeni başladığım toplu taşıma servislerine en kısa zamanda alışmam dileğiyle!

Napıyor Bunlar ?
Kategori: Tavsiye Şeyler — ^ 17:16

Bol pozisyonlu kablumbağa videosu, `ooovv bebegimm`..