Yoğun Tekerlek
Kategori: Beyin Fırtınaları — 01 Eki 2006 ^ 20:07

sexy.pngTükçemiz çok geniş bir dil, ifade şekilleriyle bir eşi bulunabilir mi bilmiyorum. Amacım “Divan-ı Lügati-Türk” gibi bir şey yazmak değil zaten Türkçenin üstünlüğünün kanıtlayacak kadar bir bilgiyede sahip değilim :( Ama kabul etmek gerekir ki İngilizce argo terimlerde yetersiz kalabiliyor Türkçemiz. Gerçi bizim dahiyanece üretilmiş küfürlerimize hiç bir dil ayak uyduramıyor :) Neyse mevzuya geleyim, aklıma takılan “sexy” kelimesi! Tam olarak nasıl çevirilebilir ki? Gerçi çevirmeyi başarmışlar,okunduğu gibi yani “seksi” diye. Tamam seksi dediğimizde herkes ne demek istediğimizi anlıyor ama daha bi Türkçe terim arayışı içine girdim bu günlerde ( ne işim var ne gücüm hele ÖSS diye bir derdim hiç yok(!) oturdum düşündüm işte). Dediğim gibi baya üzerinde düşündüm bazı torilerim var ama öncelikle kelimenin kökü olan “sex”i incelemek istiyorum(“Azıttı lan bu çocuk” diye düşünmeyin, doğruyu bulmaya çalışıyorum sadece :) ) “Sex“in Türkçemizde iki manası yer almakta; cinsiyet ve sevişmek. Şimdi asıl soruya gelelim ingilizcedeki “y” eki Türkçemizde neye denk gelmekte? Buna tam cevap veremesemde “sexy”e bir kaç karşılık buldum..Kökü birinci mana olan “cinsiyet” olarak kabul edersem “sexy”e karşılık şu terimleri türetebildim;
-cinsiyetçi ( kapitalistçi,kominisçi gibi bir şey oldu )
-cinselci ( öcüüüü )
-cinsci ( ’s’i çıkar cinci olsun )
-cinsiyety (yok yok bu da olmadı )
Gördüğünüz gibi kökü “cinsiyet” kabul edrsek pek güzel, kulağa hoş gelen karşılıkar çıkmıyor. Şimdi de kökü “sevişmek” olarak ele alalım;
-sevişgen ( üçgen, beşgen.. )
-sevişy ( demek ki ‘y’ eki İngilizceden Türkçemize bir bir geçemiyor:( )
-sevişilesi ( öhöm, çizgiyi aştım galiba :) )

Tamam kabul ediyorum o kadar güzel karşılıklar türetemedim ama oturgaçlı götürgeç(otobüs),yoğun tekerlek(hard disk)ten kulağa daha hoş geldikleri kesin. Ürettiğim-üreteceğim kelimeler tükçemize feda olsun :D

Sudoku Hakkında Bilgi
Kategori: Beyin Fırtınaları, Tavsiye Şeyler — ^ 19:50

SudokuHiç okumama karşın Yeni Aktüel dergisini bir aydır alır oldum.. Nedeni ise bağımlılık yapan Sudoku Bulmacası Kitapcağı verişi olması.. Bugün gereğinden fazla Sudoku çözdüğümü anlamam zor olmadi, $oyle ki; sınıfta oturup milleti süzerken 2. sıranın boş olduğunu farkettim, Furkan arkada oturuyordu olasılık olarak oraya gelemezdi. Rıdvan ise 3*3 kare içerisindeydi o da olmazdı geriye 3 secenek kalıyordu bo$ olan yere Mustafa, Mehmet yada Ece oturacakti…
Bunları düşündüğümü farkettiğimde sudoku kitapcıgını kaldırıp dersi dinlemem gerektiğini anladım!! Sudoku hakkındaki Yeni Aktüel dergisinde çıkan bir sayfalık açıklamayı sizler icin oturdum yazdim(bo$ adamin cani sıkılmaz). Aşağıdaki yazıda bulabilirsiniz..
—–
Dünyada son 10 yıldır,Türkiyede ise yaklaşık 2 yıldır büyük bir çılgınlık haline dönüşen oyunun adı Sudoku. İnsanların ellerinden düşüremediği,adeta bir bağımlılığa dönüşen bu oyunun bilmeyenler için tanıtmakta fayda var.Sudoku,1′den 9′a kadar rakamların doğru yerlere yerleştirilmesi esasıyla oynanıyor. Ancak oyunun matematikle bir ilgisi olmadığını hemen belirtelim. Sudoku matematikten çok mantık oyunu.

Nasıl Bir Oyun ?

“Su” Japonca rakam demek “doku” ise tek kişilik oyun anlamına geliyor. Sudoku’yu tek başınıza bir kalem ve Sudoku sorusuyla her yerde oynayabilirsiniz. Evde,yolda,derste,sıkıldığınız bir yerde bir kitabın içine yerleştirerek,işten çok bunaldığınızda kafa dinlemek için mola verdiğinizde…. Ayrıca 7′den 77′ye her yaştan insan oynayabilir.

En önemli malzeme 1′den 9′a kadar rakamlar, Kendi içinde dokuzar karelik bölümlere ayrılmış dokuz kare bir grafik oluşturuyor. Bu grafiğe 1′den den 9′a kadar olan rakamlar her satır ve sütünda birer kez kullanım koşuluyla yerleştirilmeye çalışılıyor. Oyunun basit,orta,zor,çok zor gibi farklı zorluk seviyeleri var.

Kökleri çok eskiye dayanan bir oyun…

Sudoku’nun tarihi 205 yıl öncesine dayanıyor. İsveçli matematikçi Leonard Euler’in 1783 yılında bulduğu “Latin Kareleri” Sudoku’nun temelini oluşturuyor. Son yıllarda tüm dünyada adeta bir çılgınlığa dönüştü. İlk sudoku bulmacası ,”Rakam Yerleştirme” adıyla 1979 yılında Howard Garners tarafından hazırlandı ve ilk numara yerleştirme bulmacası Dell Pencil Puzzles ve World Games Magazine’de yer aldı.

Sudoku nasıl ortaya çıktı?

1984 yılında Japonya’nın ünlü bulmaca firması Dell’s Number Place’te bu sistemi görüp kendi ülkelerindeki bulmaca fanatiklerine uyarlamaya karar verdi. Önceleri “Suuji Wa Dokushin Ni Kagiru” (rakamlar Sadece bir kez kullanılmalı) adıyla Uzakdoğu’da hızla popülerlik kazandı. 1986′da bazı simetrik düzenlemeler ve ipucu rakamların azaltılması gibi değişikliklerle oynuna olan ilgi Japonya’da iyice arttı.

1994′teyse Türkiye Japonya üstünden gelen ve dünyada Sudoku yada Number Place adıyla bilinen bu oyunla, “Diamond” adıyla tanı yıl Söz Yayınları tarafından çıkarılan “Diamond” oyunu sessizce çoğalırken, Sudoku meraklıları arasında bulmaca toplantıları düzenlenmeye başlandı.1997′de Yeni Zelandalı emekli yargıç Wayne Gould oyunu bir dergide görüp kendi sistemini geliştirmeye karar verdi. Altı yıllık uğraş sonucunda ,2004′te Gould kendi yarattığı Sudoku hakkında Times Gazetesini ikna etti. 2005′te Sudoku İngiltere’de bir çılgınlığa dönüştü.Bugün başta Japonya, ABD, İtalya olmak üzere birçok ülkede Sudoku çok oynanıyor. Hem internet üzerinden hem de kitaplarla farklı örnekler meraklılarına sunuluyor.

Sudoku’nun Faydaları

Sudoku her şeyden önce insanın konsantrasyonunu arttırıyor, zekasını çalıştırılıyor, yaratıcılığını destekliyor, beyni dinç ve sağlıklı tutuyor. Bütün bunların yanında zihnen çok dinlendirici bir oyun. Sudoku oynarken başka bir şey düşünmek güç,bu da günün stresini atmak için iyi bir yöntem.

Sudoku‘yu her yaşta insan oynuyor. Gelişim çağındaki çocuklara da özellikle tavsiye ediliyor .

Nasıl Oynanır ?

Toplam 9*9 adet kareye 1′den 9′a kadar rakamlar yerleştirilir. Her rakam, her bir satırda ve sütunda sadece bir kez yer alabilir. Bir rakam her bir kare bloğunda da (3*3) sadece bir kez yer almak zorundadır.

[ Kaynak; Yeni Aktüel Dergisi ]

Milletçe Farklı Araba İhtiyaçlarımız..
Kategori: Beyin Fırtınaları — ^ 19:39

Arabalara bakın hangisinin dizaynına Türk eli değimiş olduğunu çok rahat anlarsınız… Mesela Ferrari, ne lan öyle altı yere çok yakın halbuki kartal’a bak altı yerden 1 metre yüksekte çünkü Türk dizaynır aile babasının çok şişman olacağını bilir ona göre yapar!.Mesela model olarak Polo küçükcük araba ama kartal tam türk aile yapısına göre, koltuklara 6 kişi arkadaki genişi açık bagajada 3 kişi daha alır. Bak bütün aile fertleri sığdı dede,büyük anne vb.. Zaten Türk ailelerinde az çocuk modası 10-15 yıl önce başladı halbuki ondan önce aile diyince 6 kişi veya üstü gelirdi akla..Hatta zorlarsan kurban bayramında büyük baş bile taşırsın kartal’da. Polo yada Ferrari kullansan n’olcak anca küçük baş taşırsın hemde yanına oturtursun …

Kalın deri ceket montu yazın ortasında kullasanız millet size güler! Ama nedense Jeep’i caddede kullanınca kimse gülmüyor! Size bir sır vericem,aslında Jeep’de tamamen bir Türk buluşudur yada tamamen Kıro Türk Para Babaları hedef kitlesidir Jeep’lerin.. Başka hangi millet böyle geniş arabaya ihtiyaç duyarki ? Hem 3 büyük baş bile taşıya bilir jeep’te… Ya işte madalyonun diğer yüzü böyle!!

Çözmeliyim !! Gururum için !!!???
Kategori: Beyin Fırtınaları — ^ 19:28

Hayatımın mantığı belki bu çözümle değişecek! Değiştirmek, doğru mu, yalnış mı hiç bir fikrim yok… Yolun sonu nereye götürürse orada bitireceğim bu yolculuğu…

Bu yazıyı çözmeliyim! Umarım bu çözümün götüreceği yer sandığımdan kötü değildir! Gerçi götüreceği yer ne kadar kötü olursa olsun çözümün sonunu getireceğim, gururum öyle emrediyor!! Bu kadar kat ettikten sonra vazgeçmek olmaz, sonuçlar entere etmiyor beni sadece gururum!!!

Gözlerimi iyice kıstım, ekrana olabildiğimce yaklaştım. Ne anlatmaya çalışıyordu ?! Hiç bir mana çıkaramama rağmen içimden bir his yaklaştığımı kulağıma fısıldıyordu sanki! Bütün olasılıkları beynimden hızlıca geçiriyordum. Ve….. Buldum!!

Artık karşılık verebilecektim! “Anlayamadım” diyip rezil olmayacaktım! MSN deki sohbetimize aptal yerine düşmeden devam edebilecektik!!! Yahu iyice zorlaştı internette dolaşmak, yanlış mıyım ???

Sandığımızdan Daha Fazlalar!!! Son Yaklaşıyor!!!
Kategori: Beyin Fırtınaları — ^ 19:27

Belki de kaleyi içten savunmasız bırakmaya çalışıyorlar.. Yavaş yavaş dünyayı yok etmek için gönderilmiş bir dizi ajan. Araştırmalarım sonucunda öğrendiğim şey; yüzyıllardan beri dünyada olmalarına rağmen anlatacaklarını düzgün dile getiremiyorlar. Herşey düzgün gözüksede karşı taraf anlayamıyor!! Tabii istisnalar kaideyi bozmaz, iyi konuşanlarıda mevcut(Herhalde onlar üst rütbeli ajanlar).

Her ne kadar insanlar anlayamasada ellerindeki güçler sandığınızdan, sanacağınızdan çok daha büyük!!!. Galaksi arası ajanlar olsalar bile amaçları soykırım, katliam olsa bile bu kadar acı veren silahlara gerek bile duymazlar!!! Böyle bir yokedim düşünemiyorum!! İnsanları çok rahat bir şekilde kontrol altına alabiliyorlar, onlara karşı çıkacak kişi ancak başka bir ajan olabilir! Onlar sorgulanamaz.. Ve bunları bilmeme rağmen yapacak hiç bir şeyim yok!! Ancak bu bilgileri sizinle paylaşıp içimi rahatlata bilirim  veya rahatlatmanında ötesine geçip size kimliklerini sunabilirim! Çok fazla olmalarına karşı daha galaksiler arası savaşlar başlamadan, tam hazırlanmadan bize saldıramazlar! En azından şimdilik bir korku yaşamıyorum… Ama şunu biliyorum savaşlar başlar başlamaz dünyadaki ilk kurban ben olacağım!!

Farketmiyoruz ama gençliğimizi, içimizdeki heyecanı eritiyorlar! Onların lugatın da “Dur”a eş değer bir kelime yok yok! Kaçış yok! Kurtuluş yok! Kendilerini çok iyi kamufle ediyorlar. Size söylememe rağmen inanacağınıza ihtimal verimiyorum!! Kabullenmek hiç kolay değil ama karşı tarafın hiç susmadan 45 dakika konuşması ve bir anlam çıkaramamanız, sonrada o konuşma anını size unutturmaları, aynı yılı 2 defa size yaşatıp işgence çektirmeleri, ailenizin arasına girip hayatınızı yavaş yavaş mahvetmesi, arkadaşlarınızı elinizden alıp sizi bunalıma sokması için tek bir el hareketi yeterli olacak güçteler!!Öğretmenler ve büyük silahları not defterleri!!